Paravalvüler Kaçak Kapatılması
Geçmişte paravalvuler kaçak tedavisinin tek yöntemi, açık cerrahi ile oraya tekrar dikiş yapmak yada yeni bir kapak takma şeklinde iken günümüzde açık cerrahi…
Kapalı yöntem kimlere ve nasıl uygulanır?
Geçmişte paravalvuler kaçak tedavisinin tek yöntemi, açık cerrahi ile oraya tekrar dikiş yapmak yada yeni bir kapak takma şeklinde iken günümüzde açık cerrahi yöntem uygulanmaksızın bu yırtık veya delikleri anjiyografi laboratuarında özel cihazlar eşliğinde kapalı yöntemle kapatabilmektedir. Protez kalp kapağı çevresinde oluşan paravalvüler kaçakların kapatılması, ülkemizde Prof. Dr. Teoman Kılıç'ın öncülük ettiği ve Kocaeli Üniversitesini referans merkez haline getirdiği önemli bir tedavi yöntemidir. Bu işlem, açık kalp ameliyatı olmadan kateter yoluyla gerçekleştirilen minimal invaziv bir tedavi yöntemidir.


İşlem genellikle anjiyografi laboratuvarında, ekokardiyografi ve floroskopi rehberliğinde gerçekleştirilir. Kasık damarından veya gerekli durumlarda farklı damar yollarından ince kateterlerle giriş yapılır. Kaçağın bulunduğu bölge özel kılavuz teller yardımıyla geçilir. Kaçağın şekli ve büyüklüğüne uygun kapatma cihazı seçilir. Cihaz kaçağın bulunduğu bölgeye yerleştirilerek açıklık kapatılır. İşlem sırasında cihazın kapağın normal çalışmasını engellemediği ve kaçağın yeterince kapatıldığı kontrol edilir. Çoğu hasta birkaç gün içerisinde günlük yaşamına dönebilmektedir.
Transkateter paravalvüler kaçak kapatma işlemi özellikle: İleri derecede paravalvüler kaçağı bulunan, Nefes darlığı veya kalp yetersizliği gelişen, Hemolitik anemi nedeniyle sık kan transfüzyonu ihtiyacı olan, Tekrar ameliyat açısından yüksek risk taşıyan, Kalp ekibi tarafından uygun bulunan hastalarda tercih edilmektedir.
Yöntemin avantajları nelerdir?
Açık kalp ameliyatına gerek kalmadan uygulanabilir. Yüksek riskli hastalarda güvenli bir alternatif sunar. Şikâyetlerde belirgin düzelme sağlayabilir. Hastanede kalış süresi daha kısadır. Tekrar cerrahi girişimin risklerinden kaçınılmasına yardımcı olur.
Sıkça Sorulan Sorular
Kapalı yöntemin zararları var mıdır?
Kapalı yöntemle yapılan bu tedavinin komplikasyonları açık cerrahiye oranla çok daha düşüktür. Açık cerrahi sırasında ortaya çıkabilecek ciddi kanama, uzamış anestezi komplikasyonları, damar ve boşluk yaralanmaları gibi komplikasyonlar sıklıkla görülmemektedir. Bu hastalar, daha önce açık cerrahiye girmiş hastalar oldukları için ikinci kez yapılacak açık cerrahi sırasında, kalbe ve etrafında delik olmuş olan kapağa ulaşım sırasında birçok fibrotik doku ve yapışıklıklarla karşılaşılmaktadır. Aynı hastada tekrar göğüs kafesinin açılması, perikard yapışıklıkları, çevre dokuların yarattığı bağ dokusu iyileşmeleri gibi faktörlere bağlı olarak cerrahi zorlaşmakta, anestezi ve kardiyopleji süreleri uzamakta ve bu hastalarda ikinci kez açık cerrahiye gitme riskini artıran bir çok ek hastalık ta mevcut olduğu için operasyon sonrası hastanede ve yoğun bakımda kalış süresi uzamakta ve iyileşme süreleri de gecikmektedir. Ayrıca, ilk operasyonda paravalvuler kaçak mevcutsa ikinci operasyında tekrar paravalvuler kaçak ortaya çıkma olasılığı da giderek artmaktadır. Bu nedenle, kapalı yöntemle özel cihazlar ile yapılan bu tedavi yöntemi gerek hasta, gerek girişimsel kardiyoloji uzmanı gerekse de cerrah için önemli bir alternatif tedavi metodu olarak ön plana çıkmaktadır. Ayrıca, göğüs kafesi yarılmadan kasıkta sadece küçük bir iğne ve kılıf yerleştirilmesi ile gerçekleştirilen bu operasyonların kozmetik üstünlüğü de nettir. Ancak, her operasyonda olduğu gibi bu işlem sırasında da kanama, hava embolisi, kalp zarı etrafında kan toplanması gibi komplikasyonlar çok nadir de olsa ortaya çıkabilir fakat açık cerrahiye kıyasla bu komplikasyonların ortaya çıkması son derece nadirdir.
Kapalı tedavide kullanılan cihazların zararları var mıdır?
Bu cihazların çoğu, nitinol olarak adlandırılan hafızası olan özel metallerden üretilmiştir. Nikel alerjisi olanlar dışında cihazların herhangi bir yan etkisi bildirilmemiştir. Ancak konu üzerinde eğitimi olmayan kişiler tarafından yapılan uygulamalar sırasında, eğer uygun ölçüm yapılmamışsa, uygun cihaz seçilmemişse cihaz yerinden fırlayıp kalp boşlukları içerisine kaçabilir. Ancak bu durumlar da da, cihazı vücut içerisinde yakalayabilecek özel kementler üretilmiştir ve cihaz bu kementler ile yakalanıp kolaylıkla çıkarılabilir.
Kapalı tedavi sonrası kaç gün hastanede kalırım?
Kapalı tedaviden sonra tüm hastalar 1 gün süre ile yoğun bakım ünitesinde izlendikten sonra, herhangi bir komplikasyon mevcut değilse ertesi gün servise alınır. Transtorasik ekokardiyografi tetkiki tekrarlanır, kalp yetersizliği ve hemoliz belirteçlerine, kanama olasılığı doğrultusunda kan değerlerine bakıldıktan sonra herhangi olumsuz koşul mevut değilse kan sulandırıcı tedavi dozları ayarlandıktan sonra üç veya dört gün içerisinde taburcu edilir.
Kapalı yöntem sonrasında hangi sıklıkta kontrollerimi yaptırmalıyım?
Protez kapak etrafındaki deliklerin önemli bulgularından birisi, o bölgede kan pulcuklarının parçalanması sonucu ortaya çıkan hemolize bağlı sarılık bulgularının gelişmesidir. Özellikle cihazla bu delik kapatıldığında nadir de olsa bazı hasta gruplarında hemoliz bulguları tekrar edebilir veya kötüleşebilir. Bu nedenle ilk 1. Ayda özellikle hemoliz bulgularının olup olmadığının takibi oldukça önemlidir. İlk 1.aylık kontrol sonrasında, 3. Ay, 6. Ay ve 12. Ayda TEE tetkiki ile cihazın etrafının endotel tabakası ile kapanıp kapanmadığı, kaçak miktarında azalma olup olmadığı ve hastada fonksiyonel iyileşme olup olmadığı aralıklı olarak kontrol edilir.
Kapalı yöntem sonrasında kullanacağım ilaçlar nelerdir?
Mekanik protez kapak takılan hastalar, zaten kan sulandırıcı olarak Warfarin (Coumadin) tedavisi almak zorunda oldukları için işlem sonrasında bu ilaç etkin doz aralıklarına getirilecek şekilde yeniden kullanılmak zorundadır. Kapalı tedavi sonrasında ilk 3 veya 6 ay boyunca endotelizasyonun sağlanılabilmesi için Coumadine ek olarak aspirin ve bir diğer kan sulandırıcı olan klopidogrel tedavisi verilmelidir. Üçüncü ay veya altıncı ay sonunda endotelizasyonun ilerlediği veya tamamlandığı görüldükten sonra aspirin ve klopidogrel kesilebilir. Bu hastalarda infektif endokardit proflaksisine yönelik olarak, diş çekimi, diş etlerine müdahale ve cerrahi işlemler öncesinde mutlaka antibiyotik tedavisi kullanması önerilmelidir.
Son güncelleme: 13 Ekim 2026